30 Eylül 2017 Cumartesi



    Topraklarında yol aldığın bir eski ana kara... Sırtında dikenleri soğuk keskin ve kolları yerkürenin kızgın çekirdeğine sarılı... Sense sırtında onun, derin soluyarak yürüyorsun, alışkın dikenüstülüğe...

28 Ağustos 2017 Pazartesi


    Telaşlı bir yılan hızla yol alıyor, mavi, derisi kalbine yük ve zehri dilinin ucunda, gündoğumu, bir yılan hızla akıyor çıplak  dağın kör gözlerine,  bir çırpıda kurtulacak kendinden. Öyle sanıyor. Ne denli soyarsam kendimi bu mavilikten, o denli taze ve yeğni olacağım, diyor. Tanyeri ağarırken varıyor bakışsız ve kaygan taşlarına dağın, neredeyse çatlayacaklar suskunluktan. Hiçbir şey söylemeden yılan, bir koca nehri atıyor gövdesinden... 

19 Nisan 2017 Çarşamba

    Silmişler yüzünü, gecenin belleğinden. Her daim tek renk bakışlarının izi kalmış sade. Anlaşılması güçtü hem, sözcükler olmaksızın onca konusmuşluğunun... 

3 Nisan 2017 Pazartesi


    Kabuğun çatırdıyor, biraz daha uzaklaşsan kendinden, bana uzanacaksın, diyor kendinden emin. 

2 Nisan 2017 Pazar

Düştü bir kuyunun karasına düşer gibi zamanın derinliklerine, düştü kör bakışına sonuyokluğun. 

1 Nisan 2017 Cumartesi


    Kıyısında bir sözün, bekliyor, kararsız... Durdukça duracağı var. Biraz öteye gitse yırtılacak sanki atlas yüzü ve donuk bakışları düşecek.


    Uzandı, bahar sıcağına, büyük  bir taşın. Hiç yıpranmamış gibi taş, sert iklimden. Ve ışıkla yontulmuş gibi kaygan ve anaç... Hırkasını katlayıp koydu başının altına ve kederini ise kara bir yılanın kuyruğuna taktı, su gibi akışını izledi yumuşak toprağın üzerinden. Bulutların tasasızlığına bıraktı sonra gözlerini.