28 Haziran 2016 Salı


    Tıpası bu da sesimizin. Cam bir şişede devinen bir tutsaklığız belki. İrileştikçe irileşiyor gözlerimiz. Ellerimiz camın ötesine doğru, ellerimiz uzağa, daha uzağa... Kendi kötücül çemberini belirginleştiriyor kalabalıklar, tüm köşe başlarında bulanık gözleriyle karanlık tekrarlamalar... 

    Bir tepeden izlediğimiz şehir, dingin göl, hanımeli çiçekleri, maviye düşmüş kara, karaya düşmüş ışık... Tüm güzelliğine rağmen doğanın, soluğumuzda biten ökse otu, düşlerimizdeki renklilikten besleniyor. Ellerimize hastalıklı benekler düşüyor. Dudaklarımıza... 

23 Haziran 2016 Perşembe



                   KAHROLSUN ÖZGÜR KADINLAR!


    Yaşam alanlarını daraltmak için attığınız onca adıma rağmen direnç gösteren, kendinden kendi özgürlüklerinden vazgeçmeyen kadınlar kahrolsun! Sokakta yürümelerini cehennem azabına çevirdiğiniz, o pek inançlı halinizle sokakta tiksinti veren bakışlarınız ve sözlerinizle yürümekten men etmeye çalıştığınız ama inadına ve ısrarla yürümeye devam eden inatçı kadınlar kahrolsun!

           Çok ahlaklı, edepli (birtakım) mümin kardeşlerim, hepinizin başında hale, hepiniz nurdansınız. Ah şu zebaniler, onlar hep aklınızı çelen... Yoksa çoğunluğu pek dindar olan sevgili ülkemin kerhanelerinin doluluğu, çocuk ve hayvan pornosu izleme oranının, taciz ve tecavüzlerin yüksekliği ile sizin hiçbir alakanız yok, zinhar olmaz! Hepiniz günahsızsınız ve ilk taşı da daima göğsünüzü kabartarak siz atarsınız. Yok saymaya, kara çarşafla gizlemeye; istismar edip susturmaya, yaşam alanlarını daralttıkça daraltmaya çalıştığınız, en basit bir yürüme zevkini zehir ettiğiniz o kadınlar sizin neler neler karıştırdığınızı, kafanızın içindeki o iki yüzlü ahlakçılığı iyi biliyor. Siz yine gönlünüzü ferah tutun elbet, hepiniz nurdansınız. Ve kahrolsun nuraniliğinizi yok sayan özgür kadınlar!!