14 Kasım 2016 Pazartesi


    Bir kaplumbağa geçiyor masamın üzerinden. Bakarak bezgin: " Durulmadınız mı hâlâ?" başını sallayarak ilerliyor. "Dünyanın en tatminsiz ve huysuz çocukları, ah siz insanlar!"

    Darmadağınık masam. Kıtaları karışmış atlasım, içtiğim suyun içinde yüzen cam bardağım, saçılmış huzursuz kalemlerim ve kendi dahil her şeyle kavga eden zaman ve bitmez tik takları...

    Sus tembihli kendiliğinden ve deseni gibi bir kumaşın, ayrılmazı.

    Toplayarak karnının altına ayaklarını, ve üşüyen başını gömerek benekli yumuşacık tüylerine, yumdu gözlerini bir kuş. Hangi dalın üstünde uyuyakaldıysa, oydu evi.

13 Kasım 2016 Pazar


    Eskide kalmış ama eskimemiş yüzün, hep aynı tazeliği, aynı coşkusu, aydınlığıyla... Böyle düşündüm, dökülmüş yaprakları ayakkabımın ucuyla çatırdatırken. Kapıp kaçtı şapkamı birden rüzgar, kötücül küçük kuşlar üşüştü başıma. Donuk bakışlı kapına baktım uzaktan, kibirli anahtar deliğinden katı ve her sesi bastıracak türden can sıkıcı bir sessizlik yayılıyordu sokağa.

1 Kasım 2016 Salı


    Kalabalık nerdeyse, o orda. Biliyor kalabalığa karışmanın güvenli ve hayli kazançlı olduğunu. Fikirlere değil yalnızca o kuru çoğunluğa inanıyor.