20 Haziran 2017 Salı


                                Ayten'in Bir Düşü


 Etine dolgun bir kadın Ayten, badem gözleri, güzel gülüşüyle güzelce bir kadın. Gece, yüzüne incecik serilmiş; tatlı bir uykuya dalmış Ayten, tombul elini yastığın üstüne koymuş, ayası tavanı izliyor. Derin bir solukla içine dalıverdiği düşü dudaklarına mutlu çizgiler düşürüyor. Ayten, tombul elleriyle bir kapıya uzanıyor, düşü bu, kar beyazı bir araba. Ve logosu gümüş rengi ışıl ışıl, kapıyı açıp sürücü koltuğuna oturuyor. Hemen her gece aynı düşle gülümsüyor yüzü ve uykudan her uyanışında içleniyor. Daha çok çalışacağım, diyor. Paralayacak kendini, kazanç getirecek her kapıya yüz sürecek, el etek müptelası olacak muhakkak. 

Etine dolgun bir kadın Ayten, kilolarına takık. Esnaf ağzıyla ve çokluk kaba saba konuşup yüzüne tatlı bir tebessüm eklemeyi sever. Küsuratları ince ince hesaplamakla ve her şeyi tastamam ikiye bölmekle övünür. 

Kalabalık ve kudret nerdeyse ordadır Ayten, bir tek düşü var ve düşüne kavuşmuş. Güzel gülüşüne küçümseyici bakışlar ve omuzlarına mağrurluk eklemiş, kimsecikleri tanımaz olmuş. Kar beyazı arabasına her bindiğinde cennete girmişçesine seviniyor. Ve kar beyazı kapıyı kapadığında kendini ayrıksıyor diğerlerinden. Gözlük mendilini ayırmış, arabasının logosunu silip parlatıyor onunla her sabah. Direksiyona dokunan apak tombul elleri hakimiyet kuruyor kendi dışındaki herkes ve her şey üzerinde, hakimiyet kurmuş sanıyor kendini, doğrusu, aklının yettiğince.

Yolun başında Ayten, kafası karışık gencecik bir kadın ve kilolarına her daim takık. Aldığı her yeni şeyle duruşuna bakışına yeni bir şeyler ekliyor ve kendinden bir şeyler eksiltiyor, garipleşiyor enikonu. Uzun yolu var Ayten'in, belki bir gün anlayacak araması gereken esas şeyin kendisi olduğunu. Bir gün belki... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder